Zamanında benim dinimi istediğim
gibi yaşamama izin verilmiyor diye ağlayan ve özgürlükten, hak, hukuk ve
adaletten bahsedenler,şimdilerde neden herkes benim gibi benim
dinimi yaşamıyor demeye başlamışlar ve insanların alenen özgürlüklerini kısıtlamayı
kendilerinde hak görür olmuşlar.
Sadece bununla kalmamışlar, herkesin
aynı dini yaşaması gerektiğini de utanmadan dile getirir olmuşlar.
Adım adım hedefe doğru ilerlemeye
çalışıyorlar.
Önce kürtaj dediler, günlerdir
herkes kürtaj konusunda ahkam kesiyor. En son Diyanet İşlerinden fetva geldi
konu hakkında. Bir Allah’ın kulu da çıkıp, “hop kardeşim, sana ne oluyor. Sen
bu ülkede sadece müslümanlar mı yaşıyor sandın, sana fikrini soran olmadı”
demedi, diyemedi.
Şimdi bir mescit yasası konuşuluyor.
Bilmem nerelerde mescit yapılası zorunlu hale getirilecekmiş. "Mescit nerden
çıktı, öyle şey olmaz" denilince devletin bakanı (yanlış anlaşılmasın bir TC
bakanından bahsediyoruz, İran yada Suudi Arabistan bakanından bahsetmiyoruz.)
çıkmış, diyanetten görüş alınmasını uygun görmüş. Yani demek istiyor ki, ey
halkım, sizler alışın artık, bundan sonra her konuda biz Diyanet İşlerine
danışacağız, herkesi tek dinde toplayacağız, toplanmayanın da hakkından
geleceğiz.
Bu işin bir bacağı, ikinci bacağı
ise mescit konusu. Kardeşim, sen devlet olarak mescit yapılmasını zorunlu hale
getiriyorsan o zaman bu ülkede yaşayan hristiyan ve musevi vatandaşlar için de
dua odaları yapılmasını zorunlu hale getirmek zorundasın. Eğer biz cumhuriyet
ile yönetiliyorsak bu işin gereği budur. Din farkı gözetmeden her vatandaşına
aynı ilgi ve alakayı göstermek zorundasın.
Bunu
sormayı akıl edemiyor mu acaba sevgili basınımız? Edemez olurlar mı hiç, onlar
hepimizden uyanıklar ama maçaları yemiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder